Küfür ve nefret söylemi sizce fikir özgürlüğünün içinde olmalı mıdır?

Özellikle Amerikada ve bazı ülkelerde küfür fikir özgürlüğü kapsamına giriyor sizce bu ne kadar doğru?

hakaret ve nefret insanları birbirine düşmanlaştırır, kutuplaşma daha da artar. Toplum konuşamaz, iletişim kuramaz hale gelir. Bu nedenle özgürlük kapsamı dışında olmalıdır…

4 Likes

Sahsi olarak kullanilmadigi surece, bir zahmet olsun. Ama sahsi kufure karsiyim ben. Sakasina kullanirsin eyvallah’ta gidip ciddi kullanmazsin.

1 Like

küfür ve nefret söylemi ifade özgürlüğünün en önemli parçasıdır. eğer bu konuda bi sınırlama getirilecekse buna ifade özgürlüğü demeye hiç gerek yok. ne hissediyorsam istediğim şekilde dile getirebiliyor olmalıyım.

yukarıda bir arkadaş aksi halinde kutuplaşma ve düşmanlaşmaya yok açacağından bahsetmiş. biraz kapsamlı düşünürsek hakaret ve nefret söyleminin özgürlük kapsamı dışında tutularak bunun engellenebileceğini düşünmek, ölümün yasaklandıktan sonra ölümün sona ermesini beklemeye benziyor.

4 Likes

Tamamen engellenmez ama ciddi ölçüde azaltılır.
Verdiğin örnek ise tam olmamış sanki. Ölümü yasaklayıp, ölene ceza vermekle ölümün önüne geçemezsin fakat küfürü yasaklar ve edene ceza verirsen, insanlar küfür etmekten korkacağı için bu eylemi azaltabilirsin.

Küfür yerinde ve zamanında güzeldir. Fazlası aşırı saçma olur mesela her cümlenin sonuna aq demek gibi. Hiç sıfır küfür de fazla resmi kaçar. Ortasını ve küfürsüz küfretmeyi öğrenmek gerekli bence. Küfrü ne kadar çok ve sık kullanırsanız bence halkın en alt kademe piramidine, bilgisiz eğitimsiz vizaniyetsiz kesime o kadar yaklaşmış olursunuz. Ben bu şekilde düşünüyorum.

Kendini ifade eylemi tabi ki önemlidir. Ama bunun nasıl yapıldığı da bir o kadar önemlidir. Başkasının özgürlüğünü kısıtlamaya başladığın çizgi, senin özgürlük çizgindir. Bunun gibi düşünülmeli bence. Hiçbir şey sınırsız ya da sonsuz değildir. Belki de evren dışında…

Nefret söylemi hakkında, bu söylemin nefret söylemi olduğunu kimin değerlendirdiği önemli. O yüzden göreceli kavram. Bence net bir cevabı yok ama soğukkanlı kalmaya çalışılmalı.

2 Likes

Başkasının özgürlüğünü kısıtlamaya başladığın çizgi, senin özgürlük çizgindir.

Bu tam olarak nasıl işleyecek ki? İnsanları ö*dürmek istediğimi varsaysalım. Devletin; benim insan öldürme özgürlüğüme karışması ve bena ceza vermesi yanlış olmaz mı bu durumda?

Senin insan öldürme isteğin başkasının özgürlüğüne müdahale olduğu için devlet araya girerek doğru olanı yapıyor. Sen bir baba olsan ve çocuğun katil tavırlarına sahip olsa ona daha dikkatli bakmaz mısın? Kötü bir şey yapmadan önce engellemek istemez misin?

Ya da şöyle söyleyeyim, öldürme isteği özgürlük değildir. Özgürlük saymak başlı başına saçma bence.

Hem o mantıkla bakacak olursam, ben de diyelim ki sapığım ve x kişisine tecavüz etmek istiyorum. Özgürlük diye gidip isteğimi gerçekleştireyim ve devlet bana ceza veriyor diye özgürlük tartışması mı başlatayım? Gerçi para olduktan sonra sıkıntı yok, gerekli kişilere gerekli parayı yedir yeter.

Özgürlük; Kısıtlamalardan uzak olma, başkasının veya koşulların kontrolü veya müdahalesi olmadan hareket edebilme, dilediğini yapabilme anlamına gelir.

Bu bağlamda, evet, senin birine t*cavüz etmen de özgürlüktür. Bu yüzden çeşitli özgürlüklerin otoriteler tarafından kısıtlanması gerektiğini savunuyorum.

Ek olarak

Senin insan öldürme isteğin başkasının özgürlüğüne müdahale olduğu için devlet araya girerek doğru olanı yapıyor.

Başkasının özgürlüğüne karışmak ceza gerektiriyor ise, ben birini öldürdüğümde ve bu yüzden devlet bana ceza verdiğinde benim özgürlüğüme karışmış olacağı için; başkasının da devlet denen kuruma bu yaptığından dolayı ceza vermesi gerekir ve içinden çıkılmaz bir döngü oluşur.

Başka bir değişle
“Kimsenin özgürlüğüne müdehale edemezsin, bu yanlış, edersen sana ceza verilmelidir.” kaidesi bir dayatmadır ve benim özgürlüğüme müdehale etmekte olduğu için kendi içinde çelişkili ve yanlıştır.

Sonuç: İnsanların özgürlüğüne müdehale edebiliriz.

Kavramın içinde var diye düşünülür ama yapılması yanlış kaçıyor. Özgürlük kavramının içi çok geniş tabi ki ama sırf kavramda var diye bir şey özgürlük sayılmamalı. Eğer yanlış davranışların özgürlüğünün kısıtlanması konuşuluyorsa müdahale gereklidir ve savunulur. Şimdi burada doğru yanlış kavramını tartışmaya açarsak afederseniz biraz .oku çıkmış oluyor. Hem kanunen hem toplum nezlinde suç sayılan bir davranışı sadece özgürlük kavramının içine giriyor diye özgürlüğe müdahele konusunda tartışmak bana halen mantıksız ve saçma geliyor.

Canım sıkıldı, o yüzden biraz .okunu çıkaracağım sanırım :d

Eğer o bölgedeki toplumun ve kanunların suç saydığı bir şeyin cezalandırılması gerektiğini savunmak kıstasımız ise h*tler’in yahudilere yaptığı şeyleri haklı bulmamız gerekir. Zira halkın büyük kısmı onu destekliyordu ve kanunlar da bu yöndeydi.

ve

Mantıksız ve saçma kelimelerini kullanmak yerine gereksiz deseniz daha doğru olur, çünkü bir şeyin mantıksız olabilmesi için mantığın yasaları ile çelişmesi gerekir. (özdeşlik, çelişmezlik, 3. Halin imkansızlığı fln.) Ama burada böyle bir durum olmadığı için mantıksız demek hatalı olur.

Haklı veya haksız kavramını tartışmak için geçmişe gitmek de bence ‘‘gereksiz’’ her dönem kendi içinde farklılıklar taşır ve o farklılıklarla yargılanması gerekir. Ona bakarsak insanlığın ilk dönemlerinde kanun yada yasalar yoktu ya da canımız sıkılsın biraz .okunu çıkaralım, kendilerine göre yasaları ve kanunları vardı yazılı olmasa da. O zamanı bu zamanla karşılaştırmak ‘‘gereksiz’’ bence. Bir dönemde yapılan doğrular, ilerleyen yıllar boyunca eğitim seviyesi ve insanlık geliştikçe yanlışa evrilebiliyor. Ancak bu, 21. yüzyıla geldiğimiz zamanda ve bu çağın gelişmişliğinde insanlıkdışı suçların ilerleyen zamanlarda doğruya evrilebileceğini göstermez.

Yani uzun uzadıya bu konuları uzatmaya çok deşmeye gerek yok. Özgürlük kavramının içine kötü niyetler girmeye başladığı an suça dönüşür. Bu tıpkı ifade özgürlüğü adı altına sığınıp Atatürk’e hakaret etmek gibi bir şey. Ve eğer bu ülkenin kurucusuna hakaret etmeyi ve benzeri şeyleri özgürlük kavramı içine giriyor diye özgürlük başlığı altında tutarsak kavram sınırlarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor demektir. Ve evet bahsettiğiniz özgürlük bu tarz bir şeyse zaten doğal olarak müdahele edilmesi gerekir.

İnsanlığa aykırı olduğu için yanlış olduğunu kabul ediyorsan ve burada kastın temel insan hakları ise önce insanların temel hakları olduğunu ardından neden bunlara uymamamızın yanlış olduğunu delillendirmen gerekiyor.

Yani uzun uzadıya bu konuları uzatmaya çok deşmeye gerek yok. Özgürlük kavramının içine kötü niyetler girmeye başladığı an suça dönüşür.

Kötü oldukça subjek bir terimdir. Bu iyi bir temellendirme değil bence.

Bir dönemde yapılan doğrular, ilerleyen yıllar boyunca eğitim seviyesi ve insanlık geliştikçe yanlışa evrilebiliyor. Ancak bu, 21. yüzyıla geldiğimiz zamanda ve bu çağın gelişmişliğinde insanlıkdışı suçların ilerleyen zamanlarda doğruya evrilebileceğini göstermez.

Bir şeyin ahlaklı veya ahlaksız olması felsefi bir konudur, deney gözlemle tespit edilemez ve inanç üzerine kuruludur. Yani bu konuda insanların geliştiğinden söz edemeyiz, sadece inançlarının değiştiğini söyleyebiliriz ve evet, şu an ahlaksız saydığımız şeyler ileride ahlaklı olabilir, nitekim olacaktır da.

Her şeye felsefi açıdan bakarsak maalesef durum böyle oluyor. Ben bir delillendirme gerektiğini düşünmüyorum. Bir insanın yaşama hakkını elinden almak suçtur, hakkı alınan insan da mağdurdur bunun bir delile ihtiyacının olduğunu düşünmüyorum. Hatta bunun ilerde suç sayılmayacağını düşünmek de istemiyorum. %0.000001 ihtimali düşünmektense %20-%30’luk ihtimalleri konuşmayı daha doğru buluyorum. Bence konu gereksiz uzadı ve hatta tecavüzün suç sayılamayabileceğini düşünmeye kadar geldi. Gerçek dünyaya, yakın geleceğe odanlansak daha iyi olacak. Hayal kurmak, her ihtimali düşünmek sorgulamak güzeldir ama bence cılkını çıkarmamak lazım. Keşke bizim de geçim derdimiz bu kadar büyük bir sorun olmasa da kafamızı böyle şeylere yorabilsek filozoflar gibi.

Düzenleme: şimdi gerçek dünya tartışması da çıkar baştan yazayım. İstediğimiz kadar sorgulama yapalım, bu dünyada yaşıyor olduğumuz gerçeği değişmeyecek. İstesek de istemesek de bu dünyaya bir kere gelmişiz ve yaşıyoruz. İster gerçek diyelim ister hayal diyelim. Diğer milyarlarca insanla aynı gezegende yaşıyoruz. Yani biraz daha sonucunu değiştirebileceğimiz konular hakkında kafa yorsak çok daha yararlı olacak.

Haklısın, konu çok uzadı. Yazdığın bir takım şeylere katılmamakla beraber, sağduyu ile hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. İyi günler.

1 Like

Kutsal değerlere (din, ırk, dil, aile) küfredilmediği sürece, şahıslara küfretmenin sakıncası olmamalı.

Emin olduğum kısım; bu forumda izin vermeyeceğimiz :slight_smile:

Hukuktan bahsettim hocam forumla ilgili birşey yok alakasız bir cevap.