İnsanın Eylemlerinin Temelindeki Haz Duyma İsteği

İnsanlar olarak, eylemlerimizi daima kendi çıkarlarımızı düşünerek, bize vereceği haz ve acıyı hesaplayarak yaparız. İçimizde bulunan hazzı arzu etme ve acıdan sakınma mekanizması, eylemleri gerçekleştirmemizdeki temel motivasyon kaynağımızdır.

Örneğin; Yoksullara yardım eden bir yardımsever de, insanları öldüren bir seri katil de bu eylemleri kendilerinde uyandırdığı veya ileride uyandıracağını düşündüğü hazlar sebebiyle yapar. Birçoğumuz yardımseverin yaptığı davranıştan memnuniyet duyarken, katilin yaptığından ise iğreniriz. Bunun sebebi; dayanışma içinde kalarak, toplumumuzun ayakta kalmasını ve türümüzün doğal seçilimde elenmesini önleyen empati gibi biyolojik mekanizmalar ile hayatımıza yön veren inançlarımızdır. Bu biyolojik mekanizmaların bizde bulunmaması ve inançlarımızın daha farklı olması durumunda, tam tersi, katilin yaptığından haz duyup, yardımsever adamdan iğrenebilir, ceza verilmesini isteyebilirdik.

Bu bağlamda; İyi haz veren, kötü ise acı veren demektir. İyi veya kötü olarak adlandırdığımız, yani bize haz veya acı veren şeylerin tamamen subjektif olduğunu, bir fikri veya eylemi ahlaksız olarak görmemizin onun yanlış olduğunu göstermediğini söyleyebiliriz.

1 Like

Sizce bu ne kadar doğru? Getirebileceğiniz güzel bir eleştiri var mı?

ne kadar doğru bi örnek olur bilemem ancak webtoon yada çizgi roman diyeyim çin serilerinde güçlü olan ne yaparsa yapsın haklıdır zayıflıktan iğrenilen bir bakış açısı var ve onlar her daim haksız ve güçlüye hizmet etmesi gerekenlerdir iyi ve kötü anlayışları da daha çok bu duruma göre zayıfsan kimse seni korumaz kollamaz güçlüysen de hep haklısın

Kesinlikle doğru bir yaklaşım.

İyi veya kötü diye bir şey yoktur. Hepsi bilincinizin dünyayı ve evreni anlamak için koyduğu etiketler.

Buna rağmen şunu söylemekte fayda var, herkesin bir hazzı arzu etme ve acıdan sakınma için hareket ettiği bir varsayımdır. Sırf sizin böyle bir deneyiminiz yok diye böyle bir şeyin imkansız olduğunu varsaymak bilgi felsefesi açısından baktığımızda doğru değil. Varsayımları gözden geçirmekte fayda var. :slight_smile: Kim bilir belki varsayımlar kalkarsa böyle bir deneyim de elde edebilirsiniz.

Tabi ki haklısınız, burada tümevarım yaptım. Tümevarımlar kesin bilgi vermez fakat insanların aynı türden varlıklar olması açısından, hepsinin belirli özelliklere sahip olduğuna inanıyorum. Bu kısacık yazıyı da kendimi ve başka insanları gözlemleyerek yazdım.

İnsanlar olarak bir şeylere inanmamız adeta zorunludur. Eğer inanmazsak bilim yapamaz, teknoloji geliştiremez, hatta hareket bile edemeyiz.

Örneğin: Dışarı, dışarıda kafamıza gökten bir unicorn düşüp bizi öldürmeyeceğine inanarak, buna daha fazla olasılık vererek çıkıyoruz. Bu inancın arkasında ise yine tüme varımdan yola çıkarak kabul ettiğimiz “fizik yasaları” yatıyor.

1 Like

Hepimiz hayatta kalma içgüdüsü ile hareket ederiz. Bugün avlanmasak bile başka şeyleri hayatta kalmak için veya daha rahat hayatta kalmak için yaparız. Bugün birisi yardım ediyorsa birisine mutlaka bir çıkar beklenir. Bu çıkar “Allah Rızası” dahi olabilir ki “cennet” gerçek olsun/olmasın çok büyük bir karşılıktır.

İnsan olduğunu düşünmen bile bir varsayım aslında. :smile:

Bu da bir varsayım. Evet dışarıdan baktığında insanların çok büyük bir çoğunluğu böyle hareket ediyor olabilir ve günlük hayatında sen de böyle hareket ediyor olabilirsin. Ama tam tersinin olmadığı durumlar söz konusu değil mi? Düşününce ve farklı örneklere bakınca söz konusu gibi sanki. :smile:

İnsan olduğunu düşünmen bile bir varsayım aslında. :smile:

Zaten benim görüşüm de bu şekilde, bir durumun başka ihtimallerini hayal edebiliyorsak; bunun, o şeyin kesin olmadığı anlamına geldiğini kabul etmekteyim. Fakat ben ekstradan bir şeylere inanılması gerektiğini de düşünüyorum. Başka ihtimaller var diye ne olursa olsun onların gerçekliğine eşit ihtimal vermemiz oldukça sakıncalı bir durum.

Hepsine eşit ihtimal verenleri bu görüşlerini terk edene kadar dövmemiz gerekir. Zira bu görüşteki birisi, sıradaki atılacak her yumruğun acı mı haz mı vereceğinden emin olamaz. Fakat realite ise farklıdır. Bir sonraki yumruğun da acı vereceğini düşündüğü, yeter artık durun dediği an görüşlerini terk etmiştir.

Değil. Siz ne kadar buna hayatta kalma demeseniz bile, aklınızın ucundan geçmese dahi, bugün bu hayatta kalma rekabetine kariyer gibi başka isimler koysak gene aynı. Hayatta kalma içgüdüsü her zaman her canlıda söz konusudur. Birisi sizi boğmaya kalkarsa elinden gelmese bile kurtulmaya çalışırsın, iyice gücün düşüp beyaz ışığı görene kadar bir şekilde debelenmeye çalışırsın. Adı farklı, amaç aynı.

Çocuğunu koruyan anne niye hayatta kalma iç güdüsüyle hareket etmiyor? Ya da boğulan birisini kurtarırken ölen birisi? Ya da depremzedelere yardım ederken ölme riskinin yüksek olduğunu bile bile giren birisi? Daha bir sürü örnek var. Varsayımlarınızı derinlemesine sorgulamalısınız. :slight_smile:

1 Like

Aynı şekilde siz de derinlemesine sorgulamalısınız. Bu örnekleriniz daha da güçlendirir benim düşüncemi. Bunlar da hayatta kalmanın bir parçasıdır. Bunun haricinde ödülün illa somut bir şey olmasına gerek yok ki zaten demiştim. Öldükten sonra elde edilecek cennet veya şehitlik gibi vaatler gerçek olsun ya da olmasın çok büyük ödüllerdir. Dünya’daki çoğü kişi dinlerin etkisinde büyümüştür ki o zaman yapılan eylemleri “hayatta kalma içgüdüsü yok” dense bile asıl hayatta kalma çekişmesi o zamandır. Kazanılacak ölümsüzlük buradaki hayattan daha büyük bir başarıdır. Bilinçaltı işte. Maalesef çok tahmin edilemez varlıklar değiliz. Zar atmaya başladığınızda bile olasılıklar teorik olasılığa yaklaşmaya başlıyor. :slight_smile:

1 Like

Hayır, Yusuf’un dediği gibi, her zaman hayatta kalma içgüdüsüyle hareket etmeyiz. Örneğin; intihar eden bir nihilist, hayatta kalma içgüdüsü dolayısıyla değil, dünya’da çektiği acılardan kaçmak için yapmıştır bunu. Sonuçta dünya’da hiçbir şey uğruna acı çekmektense, tüm bunlara son vermek daha makuldür.

Haz peşinde koşma ve acıdan kaçma dürtüsü şu durumda çok daha iyi bir açıklamadır.

Yanlış anlamayın “varsayımlarınızı derinlemesine sorgulamalısınız” derken sizin düşüncenize veya düşünce yapınıza saldırmıyorum. Bilincinizi farklı ihtimallere açmanız gerektiğini söylüyorum. İnsanlar her zaman hayatta kalma içgüdüsüyle hareket eder kısıtlayıcı bir varsayım. Birkaç dakikalığına oturup acaba düşüncem yanlış olsaydı nasıl olurdu diye düşünmek gerekli. (Elbette aynı şeyi ben de yapmalıyım.) Yukarıda verdiğim örnekler sadece birkaçı. Bu listeyi akşama kadar büyütebiliriz. Her ne olursa olsun istediğiniz gibi düşünmekte özgürsünüz.

1 Like

İnsan eylemlerinin genelinde caydırıcı bir movement yoksa haz alma isteği vardır demek daha doğru olur.

“Çocuğunu kurtardığında oluşacak güzel anne hazzı için olabilir (!)”

Biraz daha açar mısın?